Loading...
Language: Turkish
اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي ذُنُوْبِي وَخَطَايَايَ كُلَّهَا اَللَّهُمَّ أَنْعِشْنِيْ وَاجْبُرْنِيْ وَاهْدِنيْ لِصَالِحِ الْأَعْمَالِ وَالْأَخْلَاقِ فَإِنَّهُ لَا يَهْدِيْ لِصَالِحِهَا وَلَا يَصْرِفُ سَيِّئَهَا إِلَّا أَنْتَ
Allâhümmağfirlî zünûbî ve hatâyâye küllehâ, Allâhümme en'işnî vecbürnî vehdini li sâlihil a'mâli vel ahlâkı fe-innehû lâ yehdî li sâlihihâ ve lâ yasrifü seyyiehâ illâ ente
Ya Allah! Tüm hatalarımı ve günahlarımı bağışla. Ya Allah! Bana ilham ver, beni itaatkâr kıl, hayırlı amellere ve güzel ahlaka yönlendir. Zira onun iyisine yalnızca Sen hidayet eder ve kötüsünden yalnızca Sen uzaklaştırırsın. Ebû Ümâme (ra) ve Ebû Eyyûb (ra) şöyle demiştir: 'Peygamberinizin (ﷺ) yanına her farz ya da nafile namazda gittiğimde, namazın sonunda dönerken veya kalkarken bu iki şeyi söylediğini duydum.'
Reference: Hasen (Elbânî). Sahîhü'l-Câmi: 1266