Loading...
Language: Turkish
رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَّحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ ﴿٧﴾ رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُمْ جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتِي وَعَدتَّهُمْ وَمَن صَلَحَ مِنْ آبَائِهِمْ وَأَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ ۚ إِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ﴿٨﴾ وَقِهِمُ السَّيِّئَاتِ ۚ وَمَن تَقِ السَّيِّئَاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُ ۚ وَذَٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ ﴿٩﴾
Rabbenâ vesi'te külle şey'ir-rahmeten ve ilmen fagfir lilleziyne tâbû vettebe'û sebîleke ve kıhim azâbel-Cahîm. Rabbenâ ve edhılhüm cennâti adninil-letî ve adtehüm ve men saleha min âbâihim ve ezvâcihim ve zürriyyâtihim; inneke Entel-Azîzül-Hakîm. Ve kıhimüs-seyyiât; ve men tekıs-seyyiâti yevme'izin fekad rahimteh; ve zâlike hüvel fevzül-azîm.
Rabbimiz! Sen her şeyi rahmet ve ilimle kuşatmışsın; tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları Cehennem azabından koru. (7) Rabbimiz! Onları ve atalarından, eşlerinden ve soylarından sâlih olanları, onlara vaat ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz Sen Azîz'sin, Hakîm'sin. (8) Onları kötülüklerden de koru. O gün kimi kötülüklerden korursan ona merhamet etmiş olursun; işte büyük kurtuluş odur. (9)
Reference: Gâfir Sûresi 40:7-9