Loading...
Language: Turkish
اَللَّهُمَّ إِنِّي عَبْدُكَ وَابْنُ عَبْدِكَ وَابْنُ أَمَتِكَ، نَاصِيَتِي بِيَدِكَ، مَاضٍ فِيَّ حُكْمُكَ، عَدْلٌ فِيَّ قَضَاؤُكَ، أَسْأَلُكَ بِكُلِّ اسْمٍ هُوَ لَكَ، سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ، أَوْ أَنْزَلْتَهُ فِي كِتَبِكَ، أَوْ عَلَّمْتَهُ أَحَدًا مِنْ خَلْقِكَ، أَوِ اسْتَأْثَرْتَ بِهِ فِي عِلْمِ الْغَيْبِ عِنْدَكَ، أَنْ تَجْعَلَ الْقُرْآنَ رَبِيْعَ قَلْبِي، وَنُوْرَ بَصَرِيْ (وَنُورَ صَدْرِي)، وَجَلَاءَ حُزْنِيْ، وَذَهَابَ هَمِّيْ
Allâhümme innî abdüke, vebnü abdike, vebnü emetike, nâsıyetî bi-yedike, mâdın fiyye hükmüke, adlün fiyye kadâüke, es'elüke bi-külli ismin hüve leke, semmeyte bihi nefseke, ev enzeltehü fî kitâbike, ev allemtehü ehaden min halkıke, ev isteserte bihi fî ilmil-ğaybi indeke, en tec'alel-kur'âne rebîa kalbî, ve nûra basarî (başka bir rivayette 'basarî' yerine 'sadrî'), ve celâe huznî, ve zehâbe hemmî.
Allâh'ım, ben Senin kulunum, Senin erkek kulunun oğluyum, Senin kadın kulunun oğluyum. Alnım Senin elindedir (yani Sen benim üzerimde hâkimsin). Benim hakkımdaki hükmün geçerlidir, benim hakkımdaki kaderindir adil olan. Kendine isim olarak verdiğin, Kitabında indirdiğin, yarattıklarından birine öğrettiğin ya da katındaki gayb ilminde Senin için sakladığın her bir ismin hürmetine Senden istiyorum: Kur'ân'ı kalbimin baharı, gözümün (bir rivayette 'göğsümün') nuru, üzüntümün gidericisi ve sıkıntımın gidereni kıl. [1] Abdullah ibn Mes'ûd (r.a.) şöyle dedi: Allah Resûlü (s.a.v.) buyurdu: 'Kime sıkıntı ve üzüntü isabet eder de bu duayı okursa, Allah onun sıkıntısını ve üzüntüsünü giderir, yerlerine ferahlık verir.' Ashab, 'Bunları öğrenmeli miyiz?' diye sordu. O, 'Elbette! Bunları işiten herkes öğrenmelidir' buyurdu.' Bu hadisin senedi makbuldür. [2] Not: Kadınlar bu duayı şu şekilde okumalıdır: 'Allâhümme innî emetüke, ve bintü abdike ve bintü emetike…' Yani: 'Allâh'ım, ben Senin cariyenim, Senin erkek kulunun kızıyım ve Senin kadın kulunun kızıyım….' Birçok hadiste Allah'ın en büyük ismiyle dua etmek teşvik edilmiştir. Bazı rivayetlerde Allah'tan bu isimle dileyenin duasının kabul edileceği belirtilmektedir.
Reference: [1] Ahmed 1/391, Elbânî Sahîha'da sahih olarak derecelendirmiştir 1/337 [2] Sahîh İbn Hibbân 3/253