Loading...
Language: Turkish
اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنَّ لَكَ الْحَمْدُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ الْمَنَّانُ بَدِيْعُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ إِنِّي أَسْأَلُكَ
Allâhümme innî es'elüke bi-enne lekel-hamd, lâ ilâhe illâ entel-mennânü bedî'us-semâvâti vel-ard, yâ zel-celâli vel-ikrâm! Yâ hayyu yâ kayyûm! İnnî es'elük.
Allâh'ım, hamd Sana mahsus olduğu için Senden istiyorum; Senden başka ilah yoktur; Sen Mennân'sın, gökleri ve yeri yoktan var edensin; ey Celâl ve İkrâm sahibi! Ey Diri olan, ey her şeyi ayakta tutan! Senden istiyorum. Enes b. Mâlik (r.a.) şunu anlattı: 'Allah Resûlü'nün (s.a.v.) yanında oturuyordum; bir adam ayakta namaz kılıyordu. Rüku edip secde ettikten ve teşehhüt okuduktan sonra dua etti; duasında şöyle dedi: (Yukarıdaki dua zikredildi.) Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.): 'Ne ile dua ettiğini biliyor musunuz?' diye sordu. Onlar: 'Allah ve Resûlü daha iyi bilir' dediler. O (s.a.v.) şöyle buyurdu: 'Canımı elinde tutan'a yemin olsun, o Allah'a en büyük ismiyle dua etti; ki o isimle çağrıldığında icabet eder, o isimle istenildiğinde verir.'
Reference: Sahih. Nesâî: 1300