Loading...
Language: Turkish
اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ إِيْمَانًا لَا يَرْتَدُّ، وَنَعِيْمًا لَا يَنْفَدُ، وَمُرَافَقَةَ نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ (ﷺ) فِي أَعْلَى جَنَّةِ الْخُلْدِ
Allâhümme innî es'elüke îmânen lâ yerteddü ve na'îmen lâ yenfedü ve mürâfakate Nebiyyinâ (sallallahu aleyhi ve sellem) fî a'lâ cennetil-huld
Ey Allah'ım! Senden geri dönmeyen bir iman, tükenmez bir nimet ve sonsuz Cennet'in en yüce makamlarında Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraberliği istiyorum. Abdullah ibn Mes'ûd (radıyallahu anh) şöyle rivayet etmiştir: «Mescitte namaz kılıyordum. Bu sırada Allah'ın Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) mescide girdi. Yanında Ebû Bekir (radıyallahu anh) ve Ömer (radıyallahu anh) vardı. Nisâ sûresini okudum. Okumayı bitirince Allah'a hamd ettim, Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) salât okudum, sonra kendim için dua ettim. Allah'ın Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem): 'İste! İstediğin verilecektir' buyurdu. Ardından: 'Kur'ân'ı saf hâliyle okumak isteyen, onu İbn Ümmü Abd'in (Abdullah ibn Mes'ûd'un) okuduğu gibi okusun' buyurdu. Evime döndüm. Bir süre sonra Ebû Bekir (radıyallahu anh) geldi ve: 'Duanda istediklerini hatırlıyor musun?' dedi. 'Evet' dedim. Onlar şunlardı: (Yukarıda geçen dua). Ardından Ömer (radıyallahu anh) bu Allah'ın kuluna müjde vermek için geldi. Varınca Ebû Bekir'in (radıyallahu anh) yanımdan ayrıldığını gördü. Bunun üzerine: 'Bunu yaptıysa, o her zaman beni geçmiştir' dedi.»
Reference: Hasen (Elbânî). Silsiletü's-Sahîha: 5/379