Loading...
Language: Turkish
Onlar Peygamber'in sesini duyunca gülleri kesildi ve bedduasından korktular. Sonra Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle dedi:
اَللَّهُمَّ عَلَيْكَ بِأَبِي جَهْلِ بْنِ هِشَامٍ وَعُتْبَةَ بْنِ رَبِيْعَةَ وَشَيْبَةَ بْنِ رَبِيْعَةَ وَالْوَلِيْدِ بْنِ عُقْبَةَ وَأُمَيَّةَ بْنِ خَلَفٍ وَعُقْبَةَ بْنِ أَبِيْ مُعَيْطٍ
Allâhümme 'aleyke bi-Ebî Cehlin ibni Hişâm, ve 'Utbete ibni Rebîa, ve Şeybete ibni Rebîa, vel-Velîdi ibni Ukbe, ve Ümeyye ibni Halef, ve 'Ukbete ibni Ebî Muayt
Ey Allah'ım! Ebû Cehil ibn Hişâm, Utbe ibn Rebîa, Şeybe ibn Rebîa, Velid ibn Ukbe, Ümeyye ibn Halef ve Ukbe ibn Ebî Muayt'ın işini Sen gör. İbn Mes'ûd (radıyallahu anh) şöyle dedi: «Muhammed'i (sallallahu aleyhi ve sellem) hak ile gönderene yemin olsun, isimlerini söylediklerinin hepsini Bedir günü yerde can çekişir hâlde gördüm. Cesetleri savaş alanının yakınındaki bir çukura atıldı.» Bir başka rivayette: «Allah'a yemin olsun, onları Bedir savaş alanında can çekişirken gördüm. Çok sıcak bir gündü ve yüzleri değişmişti (bozulma belirtileri gösteriyordu).»
Reference: Müslim: 1794