Loading...
Language: Turkish
اَلْحَمْدُ لِلَّهِ عَدَدَ مَا خَلَقَ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ مِلْءَ مَا خَلَقَ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ عَدَدَ مَا فِي الْأَرْضِ وَالسَّمَاءِ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ مِلْءَ مَا فِي الْأَرْضِ وَالسَّمَاءِ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ عَدَدَ مَا أَحْصَى كِتَابُهُ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ عَدَدَ كُلِّ شَيْءٍ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ مِلْءَ كُلِّ شَيْءٍ سُبْحَانَ لِلَّهِ عَدَدَ مَا خَلَقَ، وَسُبْحَانَ لِلَّهِ مِلْءَ مَا خَلَقَ، وَسُبْحَانَ لِلَّهِ عَدَدَ مَا فِي الْأَرْضِ وَالسَّمَاءِ، وَسُبْحَانَ لِلَّهِ مِلْءَ مَا فِي الْأَرْضِ وَالسَّمَاءِ، وَسُبْحَانَ لِلَّهِ عَدَدَ مَا أَحْصَى كِتَابُهُ، وَسُبْحَانَ لِلَّهِ عَدَدَ كُلِّ شَيْءٍ، وَسُبْحَانَ لِلَّهِ مِلْءَ كُلِّ شَيْءٍ
Elhamdülillâhi adede mâ haleka, velhamdülillâhi mil'e mâ haleka, velhamdülillâhi adede mâ fil-ardi ves-semâi, velhamdülillâhi mil'e mâ fil-ardi ves-semâi, velhamdülillâhi adede mâ ahsâ kitâbuhû, velhamdülillâhi adede külli şey'in, velhamdülillâhi mil'e külli şey'in. Sübhânallâhi adede mâ haleka, ve sübhânallâhi mil'e mâ haleka, ve sübhânallâhi adede mâ fil-ardi ves-semâi, ve sübhânallâhi mil'e mâ fil-ardi ves-semâi, ve sübhânallâhi adede mâ ahsâ kitâbuhû, ve sübhânallâhi adede külli şey'in, ve sübhânallâhi mil'e külli şey'in.
Allah'a hamdolsun, yarattıklarının sayısınca; Allah'a hamdolsun, yarattıklarını dolduracak kadar; Allah'a hamdolsun, yer ve göklerdeki her şeyin sayısınca; Allah'a hamdolsun, yer ve göklerdeki her şeyi dolduracak kadar; Allah'a hamdolsun, Kitab'ının saydığı kadar; Allah'a hamdolsun, her şeyin sayısınca; Allah'a hamdolsun, her şeyi dolduracak kadar. Allah'ı her türlü eksiklikten tenzih ederim, yarattıklarının sayısınca; Allah'ı tenzih ederim, yarattıklarını dolduracak kadar; Allah'ı tenzih ederim, yer ve göklerdeki her şeyin sayısınca; Allah'ı tenzih ederim, yer ve göklerdeki her şeyi dolduracak kadar; Allah'ı tenzih ederim, Kitab'ının saydığı kadar; Allah'ı tenzih ederim, her şeyin sayısınca; Allah'ı tenzih ederim, her şeyi dolduracak kadar. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Ebû Umâme el-Bâhilî (radıyallahu anh)'a şöyle buyurdu: «Sana gündüz ve gece boyunca yapılan nafile zikirden daha hayırlı bir dua/zikir öğreteyim mi? Bu duayı/zikri kendin öğren ve senden sonra geleceklere de öğret.»
Reference: Sahih (Albânî). Sahîhü'l-Câmî: 2615