Loading...
Language: Turkish
لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ
Lâ ilâhe illallâhü vallahu Ekber, lâ ilâhe illallâhü vahdeh, lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lâ ilâhe illallâhü lehül-mülkü ve lehül-hamdü, lâ ilâhe illallâhü ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh
Allah'tan başka ibadete layık ilâh yoktur; Allah en büyüktür. Allah'tan başka ibadete layık ilâh yoktur, O tektir. Allah'tan başka ibadete layık ilâh yoktur, O tektir ve ortağı yoktur. Allah'tan başka ibadete layık ilâh yoktur; mülk O'nundur ve hamd O'nadır. Allah'tan başka ibadete layık ilâh yoktur; güç ve kuvvet ancak Allah iledir. Ebû Saîd el-Hudrî (radıyallahu anh) ve Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle dedi: «Allah'ın Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), bir kul bu sözleri söylediğinde Allah'ın kendisine karşılık verdiğini ve bu sözleri hastalığı esnasında söyleyen ve ardından vefat eden kimseye ateşin dokunmayacağını söyledi.»
Reference: Sahih. Tirmizî: 3430